Alışverişe Devam

Çılgınlar gibi gez ve harca

  • New Jersey, ABD’deki bir mahkeme şüpheli görülen sosyal medya yazışmaları veya gizli postların, potansiyel bir suçun işlenmesini önleme amacıyla, mahkeme kararı olmadan polis tarafından izlenebileceğine hükmetti. Ancak sosyal medya platformlarının kullanım sözleşmelerinde bu tip hesap bilgilerinin mahkeme kararı olmadan yetkili mercilerle paylaşılmayacağı yazıyor ki bu da uygulamada New Jersey mahkemesinin kararını tartışmalı yapıyor. Benzeri bir konu İngiltere’de de gündemde. Yeni hazırlanan bir yasa taslağına göre, çocuklar için riskli görülen bazı sosyal medya hesapları polis tarafından işaretlenip mahkeme izni gerekmeden izlenebilecek ve verileri kaydedilebilecek. Kişisel bilgilerin korunmasına yönelik yasalara ‘istisna’ getiren bu tip önlemlerin tartışılması uzun süreceğe benziyor. Av. Şebnem Ahi ile Av. Sertel Şıracı tarafından hazırlanan HukukiWeb program dizimizin tüm bölümlerine WebrazziTV altında ulaşabilirsiniz.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments

  • Girişimcilik yarışmaları ve yatırımcı sunumları genellikle aynı formatta geçer ama bazen farklı örnekler de çıkmıyor değil. Girişimcileri gerçek bir boks ringinin ortasında ağırlayan Get in The Ring bu farklı örneklerden biri ve artık Türkiye’nin en ‘sert’ girişimini de küresel finallerde görmek istiyor.

    Get in The Ring, 2012 yılında kurulan aynı isimle kurulan bir vakıf tarafından organize edilen bir girişimcilik yarışması. Girişimciler gerçek bir ringe çıkarak karşısındaki rakipten daha iyi yanıtlar vermeye çalışken hem seyircinin hem de jürinin gözüne girmeye çalışıyor. Bu konsept sonunda kendi ülkesinde birinci seçilen girişim de Singapur’daki finallerde farklı ülkelerden rakiplerle karşılaşıyor.

    Türkiye’de Get in The Ring organizasyonunu Bilkent Cyberpark üstleniyor ve 1 Nisan 2017’de girişimcileri ringe çıkarmaya hazırlanıyor. Yetenekli girişimcilerin yatırım bulmasını, pazar/ürün uyumunu yakalamasını ve doğru bağlantılaa ulaşmasına sağlamak isteyen yarışma İngilizcesine güvenen, inovatif iş fikirleri olan ve ölçeklenebilir girişimcilerin başvurularını bekliyor.

    Son Başvuru Tarihi 17 Mart

    Girişimciler için de farklı bir deneyim olan Get in The Ring’de kendinizi görmek istersiniz 17 Mart tarihine kadar getinthering.co/ankara adresinden başvuru yapabilirsiniz. Başvurunuzun onaylanması halinde Get in The Ring’in Youtube kanalından aşağıdaki gibi bir kaç kapışma izlemenizi de kesinlikle tavsiye ederim.

    No Comments
  • Microsoft’un arttırılmış gerçeklik gözlüğü olan HoloLens, yüksek fiyat etiketine rağmen kullanıcılar tarafından sevilmiş ve hatrı sayılır bir başarı yakalamıştı. Bugün ortaya çıkan haberlere göre Microsoft, HoloLens’in halefi olacak yeni versiyonunu 2019 yılında karşımıza çıkaracak.

    3 bin dolarlık fiyat etiketine sahip olan HoloLens, yaklaşık iki yıl önce tanıtılmasına rağmen geçtiğimiz yıl satılmaya başlanmıştı. Bir süredir HoloLens’in ikinci nesli üzerinde çalışan Microsoft, yaptığı çalışmaları rafa kaldırarak sanal gerçeklik gözlüğün ikinci neslini es geçmeye karar verdi.

    2019 yılında HoloLens V3 (3. nesil) ile karşımıza çıkacak olan Microsoft’un sanal gerçeklik gözlüğü üzerinde ne gibi değişiklikler yapacağı konusunda ise henüz net bir bilgi yok. Konuşulanlar arasında ise HoloLens’in pil ömrünün iyileştirilebileceği, boyutunun küçültülebileceği ve işlemci gücünün arttırılabileceği var.

    Sanal ve arttırılmış gerçeklik pazarında pek çok alternatif olsa da HoloLens’in bu pazarda kendine özel bir yeri olduğu aşikar. Zaten bir yüksek fiyat etiketine sahip olmasına rağmen sevilen bir cihaz olmasının en büyük nedeni de bu.

    Eğer yeni gelecek olan model daha uygun bir fiyat etiketiyle satışa sunulursa, HoloLens çok daha geniş kitlelere ulaşabilir. Son olarak Microsoft’un 2020 yılına kadar toplamda 80 milyon sanal ve arttırılmış gerçeklik ürününün kullanımda olmasını beklediğini de belirtelim.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Kısa süre önce Android TV ve giyilebilir cihazlara entegre olacağı açıklanan Google Asistan, yakında Google Home ile birlikte internetten sipariş vermenizi sağlayacak.

    Google’ın dijital asistanı bildiğiniz gibi Google servisleri dahilindeki bir çok soruya yanıt verebiliyor ve Android kullanıcılarının hayatını kolaylaştıracak yeteneklere sahip. Google bu yeni adımıyla ise Amazon’un Alexa’sı gibi internetten bir şeyler sipariş etme imkanı sunacak. Bunun için her zamanki gibi önce ‘OK Google’ demek ve ardından “how do I shop?” diyerek alışverişin kapısını aralamak yeterli olacak.

    Google’ın bu yeniliği elbette şimdilik ABD’de geçerli ve Google Express satıcıları, Costco, Whole Foods Market gibi 50 civarında yerel ve ulusal satıcıdan ürün sipariş edilebilmesini sağlayacak. Google, 30 Nisan 2017 itibarıyla Google Home üzerinden verilecek siparişlerde ek bir hizmet veya üyelik ücreti ödenmeyeceğini söylüyor ki sanırım burada Amazon’a bir gönderme yapıyor.

    Google Home ve Google Asistan üzerinden yapılacak alışverişler için elbette kullanıcıların ödeme ve adres bilgilerini tamamlaması gerekiyor.

    2016 sonunda geliştiricilerin de Google Home için Google Assistant temelli uygulamalar geliştirebileceği açıklanmıştı ve Google I/O etkinliğine kadar uygulamaların sayısının hızla artmasını bekleyebiliriz. Zaten Google de önümüzdeki dönemde Google Asistan hizmetinin sipariş tarafında yeni uygulama ve hizmetlerle zenginleşeceğinin haberini veriyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Facebook’un video reklamlar tarafındaki agresif hamlelerine YouTube’dan yanıt gelmeye devam ediyor. YouTube, TV reklamları travmamızı hatırlatan 30 saniyelik geçilemeyen video reklam formatından vazgeçiyor. Google tarafından bugün yapılan yazılı açıklamayla duyurulan gelişme, şirketin uzun format yerine kısa video reklamlarda ısrar edeceğini gösteriyor.

    Online kullanıcılar için daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunmak istediğini söyleyen Google, bunun için 2018 yılı itibariyle 30 saniyelik ileri sarılamayan video reklamları yayınlamayı durduracak. 20 saniyelik video reklamlarsa geçilemez olarak kalacak, en azından bir süre daha.

    YouTube geçtiğimiz yıl, ileri sarılamayan video reklamlar için altı saniyelik yeni Bumper formatını tanıtmıştı. Özellikle hızlı tüketilen videoların izlendiği mobilde erişim ve frekans artışı sağlayan Bumper formatı YouTube için gittikçe öncelikli hale gelecek gibi görünüyor.

    YouTube’un aksine pre-roll reklamları reddeden Facebook, 90 saniyeden uzun videoların ortasına reklam almaya başlamıştı. Format, bir videonun en az 20 saniye izlenmesi durumunda 15 saniyelik video reklamlar gösterilmesini sağlıyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Otonom araçların yetenekleri olağanüstü bir hızla gelişiyor. Buna karşın insanların otomobil sahibi olma isteğinin tersi bir eğilim gösterdiği görünüyor. Anlaşılan otonom araçlar otomotiv endüstrisini kökünden değiştirecek.

    Tahminlere göre 2020 yılında 10 milyon sürücüsüz otomobil yollarda olacak. Ancak bazı anketlere göre 2020 yılına kadar 10 milyondan fazla sürücüsüz aracın yollarda olacağı ve buna karşılık otomobil sahipliğinin azalacağı öngörülüyor.

    Geçtiğimiz Eylül ayında Uber, sürücüsüz otomobil programını Pittsburgh’u pilot bölge seçerek başlattı. Uber’in en büyük rakibi Lyft’in kurucu ortağı ve başkanı John Zimmer’da 2021 yılına kadar çoğu aracının otonom programa geçeceğini öngören manifestoyu yayınladı.

    Sürücüsüz otomobiller, şehirlerin gerçek anlamda can damarlarını oluşturacak gibi görünüyor. Şu anda 3.7 milyar insan şehirlerde yaşarken 2050 yılına kadar bu rakamın en az 6 milyar olması bekleniyor ve şehirler bu anlamda yetersiz. Herkesin araç sahibi olduğu böyle bir dünya korku filmlerini andırırdı.

    Uber, Lyft gibi şirketler zaten otomobil sahibi olmadan da benzer lükse sahip olunabileceğini kanıtladı ve giderek bu alanda yetkinliklerini geliştiriyorlar. Google, Apple ve Tesla gibi teknoloji şirketleri de benzer alanlara yatırım yapmaya devam ediyor. Örneğin Tesla, 2018 yılında tamamen sürücüsüz araçlardan oluşan ilk filosunu hazır hale getirmeyi planlıyor. Cadillac‘da lüks otomobil aboneliği modelini yayına aldı ve aylık sadece 1.500 dolara çeşitli Cadillac marka araçtan yararlanabiliyorsunuz.

    Her yıl insan hatalarıyla trafik kazalarında 1.3 milyon insan ölüyor ve otonom araçlar bunu büyük ölçüde önleyebilir. Google’ın 2 milyon km yolda test ettiği sürücüsüz aracı toplam 14 kazaya karıştı ve bunlardan 13 tanesi diğer “insan” sürücünün hatasından kaynaklıydı. Tabi bu teknolojinin gerçek anlamda hayatımıza girmesinin önünde bir çok engel var. Bu engellerden biri trafik ışıkları, ara yollar ve detaylar. Sürücüsüz otomobiller nesneleri hemen algılayıp kavrayabiliyor olsa da trafik ışıkları ve yol detayları için hala bir harita sistemine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca hava durumu da çok büyük bir sorun sürücüsüz otomobiller için. Geleneksel sorunlara ek olarak bir de yeni teknolojilerin kendi problemleri var. Bunlardan en önemlisi hack olayları. Geçtiğimiz yıl Çinli bir güvenlik şirketinin Tesla S modelini hackleyip devre dışı bırakması büyük olay olmuştu.

    Büyük şirketlerin harita üzerine yaptığı yatırımların çoğunun temelini de bu oluşturuyor. Bu tür zorluklar dışında aslında sürücüsüz otomobiller çok da radikal bir şey olarak hayatımıza girmiyor diyebiliriz. Çevremizde zaten kullanılan asansör gibi sistemler veya fabrikalardaki otomasyon sistemlerinin tamamı benzer bir teknolojiyle yıllardır kullanılıyor. Bunu otomobillere uyarlamamak zaten hata olurdu.

    Sürücüsüz otomobil teknolojisinin etkileyeceği en büyük sektörlerden biri sigorta şirketleri. Şu anda dünya genelinde meydana gelen kazaların ölüm dışında verdiği büyük bir de maddi zarar bulunuyor. Bu zarar yıllık 500 milyar dolar. Eğer otonom araçlar kazaların önüne geçecekse sigorta ihtiyacı da büyük oranda azalacaktır.

    Sürücüsüz otomobiller büyük engellerle karşı karşıya olsa da hayatımıza giriyor. Amerika’da şu anda 9 eyalet sürücüsüz otomobil test edilmesini destekleyen yasaları onayladı. 2011 yılında Nevada‘da ilk geçen yasalar Kaliforniya, Louisiana, Michigan, Kuzey Dakota, Tennessee, Utah, Virginia ve Washington DC’de geçmiş durumda. Florida eyaleti ise sürücüsüz otomobil testi bile olsa araçta bir görevlinin bulunması durumunda yasayı onaylamayı kabul etti. Amerika dışında da bir çok ülkede testler yakın zamanda başlayacaktır.

    Görünüşe göre otomobil markaları sürücüsüz araçlardan büyük bir kazanç sağlayacaklar. 20 yıl içerisinde sürücüsüz otomobil pazarının 2 trilyon dolar olması bekleniyor. Tüm bunlara rağmen Lyft ve Uber’in yaygınlaşma hızı göz önünde bulundurulursa otomobil sahibi olmak, eskiden kalan bir şey haline gelecek.

    Uber ve Lyft gibi şirketler hem kendi sürücüsüz araçlarını geliştirerek ağlarını büyütecek hem de dev otomobil şirketleri aynı pazardan büyük paylar alacakları filolar kuracaklar. Bize sadece akıllı cihazımızdan bulunduğumuz yere bir araç çağırıp gitmek kalacak. Abonelik modeli burada da dominant bir hal alacak gibi görünüyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Uzun zamandır yeni gelecek iPhone modellerinde fiziksel tuş olmayacağı konuşuluyordu, bugün gelen patent haberleriyle fiziksel ev tuşuna veda edeceğimiz neredeyse kesinleşti. Apple‘ın parmak izi sensörünün ekranın altına taşımak için patent başvurusunda bulunduğu Amerikan marka ve patent ofisi tarafından duyuruldu.

    İlk olarak 2014 yılında LuxVue şirketi bu patent için başvurmuş akabinde ise şirket Apple tarafından satın alınmıştı. Bu teknoloji sayesinde Apple’ın Touch ID kullanmayı tamamen bırakabileceği de konuşulanlar arasında. Tabii ki patent için başvurulmuş olsa da bu teknolojinin yeni iPhone modellerinde kullanılıp kullanılmayacağı henüz Apple tarafından açıklanmadı. Hatırlatmak gerekirse iPhone’nun 10. yılında LCD‘yi terk edip OLED ekrana geçiş yapması beklenen Apple’ın 2017 yılı içerisinde 3 farklı iPhone modeli tanıtması bekleniyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Önce savunma sektörü için üretilip ardından ticarileşen teknolojilerden biri olan drone‘ların tümüyle aklanması zor görünüyor. Son olarak bombalı terör saldırılarının aracı haline gelmesi, ticari drone’ların kamuoyu güvenliği için büyük risk unsuru oluşturabileceğini bir kez daha doğruladı. Eğer drone’ların ticari satışına devam edeceksek, birlikte getirdikleri riskleri de bertaraf etmemiz gerekiyor. Bu önerme “drone-savar” girişim, Dedrone‘a 15 milyon seri B turu yatırımı getirdi.

    Drone’ların kentsel kullanımı için sınırlamalarla karşılaşması bugüne kadar çokça tartışıldı ancak drone’ların, “kötü niyetliler” tarafından ele geçirildiğinde güçlü silahlara dönüşebileceği ortada. 2014’te kurulan San Francisco merkezli Dedrone bu tehditleri hava sahası ihlallerini takip eden yazılım platformuyla engelliyor. Kötü amaçlı drone aktiviteleri için erken uyarı sistemi bulunan Dedrone, korumayı amaçladığı bölgeyi sensörlerle donatıyor. Piyasada satışta olan (merdiven altı drone’lar dahil) tüm drone’ları sistemine dahil ettiğini söyleyen Dedrone, koruduğu bölgeye yaklaşan drone’ları 1,2 km uzaklığa kadar tanıyabiliyor. Tespit ettiği drone’ların kötü ne tür bir yük taşıdığını analiz eden Dedrone, drone’un yasa dışı bir amaca hizmet edip etmediğini anlayabiliyor. Drone’un saldırı amaçlı olduğu tespit edildiğinde, ana kumandasıyla bağlantısı, sinyaller aracılığıyla kesilebiliyor ve drone etkisiz hale getiriliyor.

    Ar-Ge ve üretim faaliyetlerini Almanya’da sürdüren Dedrone, geçtiğimiz yıl World Economic Forum’da kullanılmış ve etkinlik alanının güvenliğini sağlamıştı. Akla bu tip etkinlikler gelse de Dedrone, drone tehditlerine karşı en büyük talebin veri merkezlerinden geldiğini söylüyor. Hacker’lar veri merkezlerine drone’larla fiziksel saldırılar düzenleyebiliyor ya da buradan gizli verileri çalabiliyor. Bununla birlikte uyuşturucu ticareti ve casusluk gibi suçlar için drone’lar sıklıkla kullanılıyor.

    Dedrone’un 15 milyon dolarlık yatırım turu, Felicis Ventures kurucusu Aydın Şenkut ve Cisco eski CEO’su John Chambers liderliğinde gerçekleşti.  Girişimin bugüne kadar aldığı yatırım 27,9 milyon dolara çıktı. Aydın Şenkut, yatırımla ilgili yorumunda drone güvenliğinin gerek şirketler gerek hükümetler için öncelikli konulardan biri haline geleceğine inandıklarını söylüyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Son yıllarda giderek artan bir şekilde bankacılık işlemleri için “konuşma bankacılığı” kullanılıyordu. Telefondan bankanızı aradığınız zaman sesli yönlendirmeler ile sizi yapmak istediğiniz şeye yönlendiriyordu sistem. Karşınızda otomatik bir sistem olsa da yine de çözüme ulaştırabiliyordu fakat bazen işin içinden çıkılamayabiliyor çünkü iletişim tek taraflı oluyordu.

    Konuşma bankacılığı sonrası yeni bir kanal olarak mobil bankacılık hayatımıza girdi ve akıllı telefonlarımızdan bankacılık işlemlerimizi yapmak artık çok daha kolay hale geldi. Burada ise şöyle bir problem var ki sürekli yapılan “zorunlu güncellemeler” ve giderek artan mobil uygulama sayıları artık telefonlarımızda yer kalmamasına neden oldu. Artık kimse yeni bir mobil uygulama daha telefonuna indirmek istemiyor. Dönemler, beklenenden de hızlı değişiyor.

    Artık kimse aktif olarak kullandığı bir kaç platform dışına çıkmak istemiyor. Bu platformlardan en çok kullanılanı tahmin edebileceğiniz gibi Facebook Messenger.

    Sohbet Bankacılığı!

    Facebook, sağladığı Messenger API sayesinde herkesin sohbet botu geliştirmesine imkan veriyor. Dilerseniz basit bir işlemi düzenli yapan bir bot geliştirin dilerseniz de yapay zekaya sahip, öğrenen bir bot geliştirin. Bankalar için de Messenger Bot geliştirmek yeni trendlerden biri ve buna “sohbet bankacılığı” diyoruz.

    Bankaların bot yazılımları sayesinde çok yakında hesabınızda ne kadar para kaldığını öğrenebilecek, son harcamalarınızı sorgulayabilecek, finansal analizler alabilecek, fatura ödemelerinizi gerçekleştirebilecek ve daha bir çok farklı özellikten faydalanabileceksiniz.

    İtiraf edelim, telefonumuzda yeni bir uygulamaya yer yok. Zaten sınırlı olan alanımızı eskiden olduğu gibi her yeni uygulamayı indirerek harcamıyoruz. Arazi artık çok daha değerli. Bu nedenle bankalar (sadece bankalar değil tabi) müşterileriyle artık onların zaman geçirdiği alanlardan iletişime geçmek zorunda.

    Yapı Kredi BankacıBot

    Türkiye’de de kullanılmaya başlanan bankacı Messenger botlarının ilk örneklerinden biri Yapı Kredi tarafından geliştirilen BankacıBot. BankacıBot ile mesajlaşarak birçok konuda bilgi alabilir, krediye başvurabilir, fatura ödeme gibi işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

    BKM Express ile bot üzerinden bağış 

    Dijital cüzdan BKM Express, yeni geliştirdiği Messenger Bot hizmeti sayesinde kullanıcılarına Messenger üzerinden bağış yapma imkanı sağlamaya başladı. BKM Express Genel Müdür Yardımcısı Serkan Yazıcıoğlu, geliştirdikleri bu chat bot sayesinde yapay zeka ve “machine learning” teknolojileri alanına da ilk adımı attıklarını belirtmişti.

    Sohbet bankacılığı ilerleyen yıllarda hayatımızda daha fazla yer alacak olan akıllı asistanları sayesinde çok daha farklı bir boyuta taşınacak gibi görünüyor. Siz asistanınızla konuşursunuz, öğrenmek istediğinizi veya yapmak istediğinizi kendisiyle paylaşırsınız ve asistanınız sizin için bu işlemi gerçekleştirir.

    Sohbet Bankacılığı gerçek bir kişiyle görüşmekten daha kolay olabilir mi? 

    Bankaların yapay zeka sistemleri kullanarak geliştirebileceği sohbet botları, gerçek bir kişiyle konuşmaktan daha kolay olabilir. Özellikle basit işlemleriniz için gerçek bir kişiyle görüşmek gerçekten çok büyük zaman kaybına neden olabiliyor hem müşteri için hem de banka için. Bu nedenle sohbet bankacılığı ciddi bir ihtiyacı kapatacak diyebiliriz.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Türkiye’de e-ticaret sitelerinin ne kadar güvenilir olduğunu derecelendiren Guvenrehberi.com hizmetlerini tamamen sonlandırdığını açıkladı.

    Hatırlayacağınız üzere GuvenRehberi.com, müşteri yorumları üzerinden e-ticaret sitelerinin ne kadar güvenilir olduğunu derecelendirmek ve bu alanda bir referans kanalı olmak için yola çıkmıştı. Şikayetlerden ziyade, müşterilerin olumlu deneyimlerini paylaşmasını bekleyen GuvenRehberi.com, aldığımız bilgiye göre pazar potansiyeli açısından gelecek görmediği bu işi sonlandırma kararı almış.

    Alpaslan Topçu ve Onur Onat tarafından 2013 yılı başında kurulan girişim, Aslanoba Capital’den yatırım almış ve Yandex.Market ile işbirliği de yapmıştı. Hatta Türkiye’de e-ticaret müşterilerine dair bir analiz de paylaşmıştı. Ancak gelinen noktada girişimciler daha fazla ilerlemek istememiş ve enerjilerini yeni projelere aktarmaya karar vermiş.

    Aşağıda GuvenRehberi.com’un kurucu ortağı Onur Onat’ın açıklamasını paylaşıyoruz. Aslanoba Capital ise konuyla ilgili ek bir açıklama yapmak istemedi.

    Güvenrehberi’ni hedeflediğimiz kadar ölçeklendiremediğimiz için daha fazla potansiyeli olduğunu düşündüğümüz projelere yoğunlaşmayı tercih ettik.

    Bunun temel sebebi Türkiye bağımsız (büyük gruplara ait olmayan ve pazar yeri dışı şirketler) eticaret pazarının tahminlerimizden çok daha küçük ve ticari olarak hareketsiz çıkmış olması.

    Projeyi yurtdışına genişletme şansımız ise olmadı çünkü büyük pazarlarda benzer işler yapan bir çok başarılı şirket hali hazırda mevcut.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments