Alışverişe Devam

Çılgınlar gibi gez ve harca

RSS rss

RSS rss

  • Bir hata oluştu, beslemenin kapalı olduğu anlaşılıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS rss

  • Bir hata oluştu, beslemenin kapalı olduğu anlaşılıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
  • Çağımızın en çok kullanılan ikinci metali olan alüminyumun ortaya çıkışı iki adımda meydana gelir. İlk adımda boksit cevherinden alümina, ikinci adımda ise elektroliz işlemi ile alüminadan alüminyum elde edilir. İki farklı aşamada eldesi gerçekleşen alüminyum ürünlerin en temel nitelikleri arasında; kolay biçimlendirilmesi, hafif olması, çok yer kaplamaması, yüksek ısı performansı, geri dönüşümlü olması gibi pek çok özellik yer alır.
     
    Alüminyumun Avantajları
    Alüminyumun en temel nitelikleri arasında kaynak tasarrufu sağlaması yer alır. Özellikle paketleme işlemlerinin alüminyum ile gerçekleştirilmesi üretim esnasında gerekli kaynakların tasarrufunu sağlaması açısından önemlidir.
     
    Malzemenin kolay biçimlendirilebilir ve dayanıklı olması ile, ihtiyaç duyulan ebatlara, kalınlığa ya da kıvama getirilebilir. 
     
    Hafif ve az yer kaplayan yapısı, özellikle taşıma ve depolama esnasında tasarruf sağlar. Ayrıca, paketleme aşamasında soğutma işlemine ihtiyaç duyulmaz, bu da ciddi anlamda enerji tasarrufu sağlar.
     
    Alüminyum ürünler tekrar kullanılmak üzere toplanarak işlenebilir ve ihtiyaç duyulan alanda kullanımı gerçekleştirilebilir. 
     
    Basım teknolojilerine uygun yapısı ile istenilen şekilde tasarlanabilir ürünler ortaya çıkartılabilir. 
     
    Alüminyum Ürün Çeşitleri
    Alüminyum ürün çeşitleri arasında; alüminyum çubuk, alüminyum lama, Alüminyum plaka, alüminyum kare, alüminyum plaka, alüminyum levha bulunur. Tüm bu ürünler yassı ve ekstrüzyon olarak ikiye ayrılırlar. alüminyum sac, alüminyum levha gibi ürünler yassı ürün grubunda, alüminyum profil, alüminyum çubuk ve alüminyum lamalar ise ekstrüzyon grubunda yer alırlar. 
     
    Alüminyumdan, kum döküm yöntemleri ve kokiller ile farklı ebatlarda ve şekillerde parçalar üretilebilir. Ektrüzyon işlemine uygun bir yapısı olması nedeniyle de farklı bir biçimlendirme gerecine ihtiyaç duyulmaz. Tüm bunların yanında, alüminyum sektörü, çevreye en az zarar veren endüstrilerden biridir. Hiçbir alüminyum üretim yöntemi çevre için tehdit oluşturmaz. 
     
    No Comments
  • VALİLER Kararnamesi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararnameye göre, 6 ilin valisi merkeze alınırken, 11 ili kapsayan görev değişikliği yapıldı. Kararname ile Türkiye’nin üçüncü kadın valisi Sinop’a atandı. Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7295 sayılı kararnameyle, Ağrı Valisi Mehmet Tekinarslan, Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları, Gaziantep Valisi Erdal Ata, Mardin Valisi Mustafa Taşkesen, Şırnak Valisi Hasan İpek ve Van Valisi Aydın Nezih Doğan merkeze alındı. Kararnameye göre, Merkez Valisi Enver Salihoğlu Tekirdağ’a, Mülkiye Başmüfettişi Musa Işın Ağrı’ya, Sinop Valisi Yavuz Selim Köşger Bingöl’e, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdür Yardımcısı Aydın Baruş Bolu’ya, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürü Ali Fidan Düzce’ye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Murat Zorluoğlu Elazığ’a, Tekirdağ Valisi Ali Yerlikaya Gaziantep’e, Elazığ Valisi Ömer Faruk Koçak Mardin’e, Kayseri Talas Kaymakamı Yasemin Özata Çetinkaya Sinop’a, Düzce Valisi Ali İhsan Su Şırnak’a, Bingöl Valisi İbrahim Taşyapan Van’a atandı. TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ KADIN VALİSİ YASEMİN ÖZATA ÇETİNKAYA KİMDİR? 1976 yılı Ankara doğumlu olan Çetinkaya, ilk, orta, lise ve üniversite tahsilinin tümünü Ankara’da tamamladı. 1996 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl İçişleri Bakanlığı’nın açmış olduğu Kaymakam Adaylığı Sınavı’nı kazanarak, Kırıkkale Kaymakam Adayı olarak mülkî idare amirliği mesleğine başladı. Kaymakam adaylığı döneminde 8 ay süreyle İngiltere’de dil eğitimi aldı, Isparta-Gönen’de Kaymakam vekilliği görevinde bulundu. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalında yüksek lisans yaptı. Kaymakam adaylığının bitimini müteakiben sırasıyla; Rize-Kalkandere, Ağrı-Hamur, Bilecik-Gölpazarı ilçelerinde kaymakamlık görevini yürüten Çetinkaya 2008 – 2011 yılları arasında Batman Vali Yardımcılığı, 2011-2013 yılları arasında ise Hacılar Kaymakamlığı görevini yürüttü. Çetinkaya 27/08/2013 tarihinde Talas Kaymakamı olarak göreve başladı. İyi derecede İngilizce bilen, evli ve 3 kız çocuğu annesi Çetinkaya, 2012 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim dalındaki doktora eğitimini tamamlayıp “İktisat Doktoru” unvanını aldı.

    No Comments
  • Türkiye’de e-ticaret alışverişleri e-fatura düzenlemesinin önünü açtı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 2016’da 2 trilyonluk e-fatura kesildi.

    E-dönüşüm sektöründe hizmet veren Doğan E-Dönüşüm Hizmetleri‘nin paylaştığı bilgilere göre e-fatura çözümü gönderen taraf için yüzde 57, faturayı alan taraf içinse yüzde 62 oranında tasarruflu bir çözüm. Saniyeler içinde ulaştırılabilen e-fatura gönderme ve alma maliyeti 1 TL’nin altında iken birkaç gün içinde teslim edilebilen kâğıt fatura baskı ve gönderme gibi masraflarla 5-15 TL arasında bir maliyet çıkarıyor. E-fatura kullanımı, kâğıt fatura kullanımı için harcanan işgücünü de 1/6’e düşürüyor.

    Yeni yasal düzenlemeler ve teknolojik imkanlarla fatura, defter ve arşiv gibi iş süreçlerinin dijital ortama geçişinin hızlandığını paylaşan Doğan E-Dönüşüm Hizmetleri, GİB verilerine dayanarak Türkiye’de e-fatura alanıdaki durumunu şu rakamlarla özetliyor;

    • E-fatura mükellef sayısı, 2017 yılı başında 62 binin üzerine çıktı.
    • Kayıtlı mükellef sayısı 1,5 yıl içinde 2,5 kat arttı.
    • 2016’da düzenlenen e-fatura adedi 170 milyon 673 bini, e-arşiv fatura sayısı ise 1 milyarı buldu.
    • 2016’da oluşturulan toplam e-fatura tutarı ise 2 trilyon TL’ye ulaştı.
    • 2017 başı itibariyle e-defter uygulamasına kayıtlı mükellef sayısı yaklaşık yüzde 10’luk bir artışla 59 bin 875’e yükseldi.
    • E-arşiv uygulamasına geçiş yapan mükellef sayısı ise yaklaşık yüzde 29’luk bir artışla 6.573’e ulaştı.
    • Ayda 60 milyon bireysel e-fatura, 25 milyon kurumsal e-fatura kesiliyor.

    “Ciro barajı düşürülürse mükellef sayısı 100 bini aşabilir”

    Doğan E-Dönüşüm Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Doğan, 2017’de e-fatura için 10 milyon TL olan yıllık ciro sınırının 8 milyon TL’ye düşürülmesi halinde, yıl sonunda e-fatura mükellef sayısının 100 bini geçebileceğini söylüyor. 2010-2016 arasında e-fatura ve e-arşiv fatura kullanıcıları tarafından oluşturulan toplam fatura sayısının 8 milyarı bulduğunu söyleyen Doğan, bu alandaki büyümeye dikkat çekiyor ve “Önümüzdeki dönemde e-dönüşüm alanına yönelik yatırımlarımızı, bünyemize şirket katmak da dahil olmak üzere artırmayı planlıyoruz.” diye ekliyor.

    Özetle e-faturaya geçiş hem maliyetler hem de zamandan tasarruf edilmesini sağlıyor ve gördüğüm kadarıyla e-dönüşüm şirketleri de e-ticaret sektörü de bu değişime hızla uyum sağlamaya çalışıyor. Şu an için e-fatura kullanımının hızlı artışının önündeki tek sınır da ciro barajı gibi duruyor. Elbette bir diğer seçenek de 10 milyon dolar cirolu e-ticaret şirketlerimizin sayısının artması. Bu değişimlerin hangisinin daha hızlı gerçekleşeceğini izlemeye devam edeceğiz.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • İyi haber: Türkiye’de teknoloji odaklı sosyal girişimlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bunlara geçtiğimiz yıl sonunda eklenen bir yenisi Sesli Durak, Boyner Grup’un kitle kaynaklı fonlama platformu Buluşum‘daki kampanyasıyla destek topluyor.

    Sesli Durak, farklı yazılım şirketlerinde çalıştıktan sonra OKB Teknoloji şirketini kuran Onur Kılıç‘ın projesi. Görme engelli arkadaşlarının ihtiyaçlarından yola çıkarak proje üzerinde çalıştığını söyleyen Onur’un Sesli Durak mobil uygulaması, bir otobüs durağında beklerken yaklaşan otobüsün sesli anonsunu telefonunuzdan duymanızı sağlıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu toplu taşıma kullanan görme engelliler için kritik bir sorun çünkü günümüzün engelli koşulları onları bu tip konularda sürekli başkalarına bağımlı hale getiriyor. Engelleri kaldırmayı amaçlayan Onur, daha önce beacon’larla denenen projeler olduğunu ancak başarıya ulaşamadığını söylüyor.

    Sesli Durak yalnızca görme engelliler için geliştirilmiş bir uygulama ve bu yönüyle Moovit gibi popüler toplu taşıma uygulamalarından ayrışıyor. Google Talkback ve Voiceover ile entegre olan Moovit, kullanıcılara yol boyunca Canlı Yol Tarifi, durakları yaklaştığında İnme Zamanı Bildirimleri ve durağa geldik gibi bildirimleri alabiliyor. Ancak Google Talkback’ın düzgün çalışan tts (text to speech) engine’i yok ve kurulumu oldukça zahmetli. Sesli Durak’ın bu yüzden Android’in tts’ini kullanmayıp, orijinal sesleri kendilerinin kaydettiğini söylüyor Onur. Bu, kurulum anında ciddi kolaylık sağlıyor. Sesli Durak sadece görme engelliler için geliştirildiğinden kullanıcı uygulamayı her açtığında doğrudan bilgi almaya başlıyor. Yani kullanımı benzerlerine göre epey kolay.

    Konum bazlı Sesli Durak uygulaması ilk kez geçtiğimiz Kasım’da Android için yayınlanmıştı. Projeyi desteklemek isterseniz www.bulusum.biz adresine gitmeniz gerekiyor.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Facebook, Instagram’da yakaladığı başarıyı bu kez milyarlarca kullanıcıyla tekrarlamak istiyor.  Facebook Stories’i bugün tanıtan şirket, kullanıcıları paylaşıma özendirecek şekilde çok sayıda eğlenceli kamera filtresi ekledi.

    Facebook’un resmi blogundan yazılı yaptığı açıklamayla tanıtılan Facebook Stories, kullanıcıların birden fazla fotoğraf ve videoyu Instagram’a benzer formatta paylaşmalarını sağlıyor. Dairesel formatta Facebook haber akışının tepesinde görülen Facebook Stories, 24 saatlik ömre sahip. Facebook Stories, siz bir hikaye paylaşmadığınız sürece zaman ya da haber akışınızda ya da görünmüyor.

    Facebook Stories ile hikayelerini herkesle paylaşmak istemeyenler içinse, Facebook Direct var. Facebook’un bugün tanıttığı özellik, Instagram’dakine benzer şekilde belirli arkadaşlarınızla bu paylaşımlarınızı yapmanızı sağlıyor ve Snapchat’te olduğu gibi tüm paylaşımlar bir kez göründükten sonra kayboluyor.

    Facebook’a eklenen yeni kamera özellikleriyle filtrelerden çerçevelere, dinamik objelerden maskelere halihazırda Snapchat’te kullanıp çok eğlendiğiniz birçok öğeyi popüler sosyal ağa getiriyor. iOS ve Android uygulamalarında kamera ikonu ya da haber akışını sağa sürükleyerek bu özelliklerin tümüne erişilebiliyor. Facebook defalarca deneyip Instagram Stories ile başardığı Snapchat formülünü, bu kez çalıştıracak gibi görünüyor. Facebook kısa bir süre önce Messenger Day ile niyetinin ciddi olduğunun işaretini vermişti.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de görme engellilerin hayatını kolaylaştıran cihaz ve uygulamalar geliştiriliyor. Bu alandaki örnek işlerden biri olan Sesli Adımlar (LoudSteps) artık iç mekan navigasyon özelliğiyle görme engellilerin daha rahat bağımsız hareket etmesini sağlıyor.

    Hatırlatmak gerekirse Sesli Adımlar, 2014’te kurumsal projeler geliştirmeye odaklanan teknoloji girişimi Boni”nin Türk Telekom desteğiyle geliştirdiği bir projeydi. Görme engellilerin toplumsal yaşama uyum sağlamasını kolaylaştırmayı Sesli Adımlar, o tarihte beacon’lar üzerinden giderken artık iç mekan navigasyonuyla daha etkin bir erişim imkanı sunuyor.

    Görme engellilerin kapalı mekânlarda yardıma ihtiyaç duymadan dolaşıp ihtiyaçlarını giderebilmelerini, sosyalleşebilmelerini sağlayan Sesli Adımlar (iOS) uygulaması, akıllı telefonları üzerinden sesli yönlendirme hizmeti sunuyor ve üniversite kampüslerinden eğlence alanlarına, havaalanlarından hastanelere, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok halka açık alanda yönlendirme yapabiliyor. Şimdiye dek AVM ağırlıklı* giden Sesli Adımlar, bundan sonra kamuya açık her türlü binayı sisteme dahil etmeyi hedefliyor.

    Yurtdışında yaygınlaşıyor

    National Federation of the Blind Indoor Navigation Challenge’ta 6 büyük uygulama arasında en iyi uygulama seçilen Sesli Adımlar, kitlesel içerik girişine de açık. Yani herhangi bir ülke ve şehirden uygulamaya veri entegre edebiliyor veya geliştiriciler açık kaynaklı uygulamayı geliştirebiliyorlar. Aldığımız bilgilere göre Sesli Adımlar, şu anda görme engellilerin ‘Outdoor Navigasyon’da yaygın olarak kullandığı Seeing Eye GPS ve BlindSquare uygulamalarına da entegre olmuş durumda ve bu uygulamalar kendi kullanıcı kitlelerine, Sesli Adımlar aracılığıyla Indoor Navigasyon sağlayabiliyor.

    Sesli Adımlar uygulaması sayesinde görme engelliler akıllı telefonları üzerinden konum belirleme, mağaza ve tuvalet, çıkış, danışma gibi temel ihtiyaç alanlarına sesli olarak yönlendiriyor. Uygulama sayesinde, gitmek istenilen mağazanın, asansörün, alanın vs. hangi katta olduğu ve nerede bulunduğu saat yönü kurgusunda direktiflerle sesli olarak öğrenilebiliyor. Yurtdışından gelen engellileri de düşünen Sesli Adımlar, Türkçe’nin yanında İngilizce de hizmet veriyor. Almanya ve Arapça dilleri ise geliştirilme aşamasında.

    Operatör bağımsız ve ücretsiz olarak indirebilen Sesli Adımlar, bina yönetimlerine sunulan bir arayüzle yangın, deprem, su baskını gibi acil durumlarda, bina içindeki tüm engellileri uyararak en yakın çıkıştan acil tahliye olmasını sağlayabiliyor.

    Aldığımız bilgilere göre Sesli Adımlar bugüne kadar 24 binden fazla indirilmiş. Uygulamaya son olarak eklenen ‘Beni Buraya Götür’ özelliği, akıllı telefonlardaki harita uygulamalarıyla entegre olarak, engelli bireylerin gitmek istedikleri konuma yönlendirme yapıyor. Google Maps veya iOS Maps uygulamaları üzerinden yönlendirme yapılabiliyor. Bu noktada Apple’ın da iç mekan navigasyonu konusunda atılım yapmakta olduğunu paylaşmadan geçmeyeyim.

    Boni’de neler oluyor?

    Boni‘nin kurucusu Sarper Sılaoğlu, son dönemdeki gelişmelerle ilgili olarak da şu bilgileri paylaşıyor.

    Boni olarak İTÜ-Gate sonrası, Elm Spring hızlandırma programıyla ABD’de Boni Inc.’i kurduk ve küçük bir yatırımla iki kişilik bir ekip atadık. ABD, dünyadaki navigasyon uygulamalarının veri standartlaşması ve paylaşımı için bir fon tahsis etti ve bu fonda Boni Inc. ile Sendero Group, BlindSquare, Indoo.rs ve Radius Networks, ‘indoor’ standartlarını belirleyip, veri paylaşım modellerini kuruyorlar. ABD, İngiltere ve Avustralya’da en çok kullanılan navigasyon uygulaması Seeing EYE da ‘indoor’ konum servislerinde Boni’nin çözümü kullanıyor.

    Diğer yandan ev otomasyonuyla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor ve bu konuda da yakın zamanda bir duyuru yapmayı planlıyoruz.

    Sılaoğlu son olarak Sesli Adımlar’a özellik eklemeyi planladıklarını da ; bedensel engelliler için asansöre veya rampalara nasıl erişeceklerini gösteren ‘erişilebilir yollar’ bilgisi; zihinsel engelliler için yardım/asistan çağırmayı sağlayacak bir acil durum düğmesi. Bu sayede daha fazla kişiye yardımcı olmayı hedefleyen Sesli Adımlar, bu sene Dünya Mobil Kongresi kapsamındaki GLOMO Ödülleri’nde “Erişilebilirlik ve Kapsayıcılık için En İyi Mobil Kullanım” kategorisinde 170’ten fazla proje arasından sıyrılıp birincilik ödülünü elde etmişti.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Geçtiğimiz aylarda oldukça ilginç bir güzellik yarışması yapıldı. “İnsan güzelliği” üzerine yapılan yarışmalardan biraz farklılaşmış olan bu yarışmanın temeli yapay zeka ve jüriler 5 adet robot yazılımdı. 100’den fazla ülkeden 6.000 katılımcının fotoğraf göndererek katıldığı yarışma gerçekten ilginç çıkarımlara sahne oldu.

    5 yapay zeka yazılımının her birinin farklı kriterleri bulunuyordu:

    • Yaş gruplarına göre kırışıklık miktarına göre puanlama
    • Sivilce ve lekelerin miktarına göre puanlama
    • Kendi ırklarındaki modellere göre benzerliklerin incelenmesi ve puanlanması
    • Yüzün simetrisine göre puanlama
    • Gerçek yaş ve görünen yaş arasındaki farkın tahmini ve puanlanması

    Birbirinden karmaşık algoritmalar sonucu 44 finalist belirlendi. Finalistler içerisinde 5 adet Asya kökenli kişi vardı ve sadece 1 adet siyah tenli finalist vardı. Bir başka deyişle 44 finalistin 43’ü beyaz tenli ve sadece 1’i koyu tenliydi.

    Oldukça düşündürücü sonuçlar bize insan önyargılarının yapay zekayı nasıl etkilediğini oldukça açık ve net bir şekilde gösteriyor. Microsoft’un ırkçı söylemler nedeniyle kapattığı yapay zeka botu “Tay” bu seçimleri yapsa ancak bu kadar olurdu sanırım.

    İstenmeden yapılan bu ve beneri testler sıklıkla “kötü” sonuçlar getiriyor. Yapay zeka teknolojilerinin henüz bebeklik döneminde olduğunu düşünecek olursak bu alanda yapılabilecek oldukça fazla düzenleme olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Fakat asıl “insanlık” olarak henüz almamız gereken çok yol var gibi görünüyor.

    Beauty.AI’nin başındaki bilim adamlarından Alex Zhavoronkov, “Microsoft tarafından desteklenen Beauty.AI’nin güzellikleri değerlendiren algoritması oluşturulurken çok büyük fotoğraf setlerine dayanıyordu. Bu tür sonuçların çıkmasının bir kaç nedeni olabileceği gibi cazibe standartlarını oluşturmak için kullandığımız verilerin azlığı da buna neden olmuş olabilir” diyor.

    Tabi ki “ırkçı” yapay zeka sadece bu güzellik yarışmasında ortaya çıkan bir durum değil. Buna benzer bir çok örnek daha önceleri de yaşanmış ve problemin önüne geçilebilmesi için erkenden önlemlerin alınması gerekiyor.

    2016 yılı başlarında ProPublica tarafında yapılan bir soruşturma, gelecekteki suçluları öngörebilmek için kullanılan yazılımların siyahlara karşı önyargılı olduğunu ve bunun da onlara karşı çok daha sert yaptırımlara neden olabileceğini ortaya koydu.

    Yapay zekadaki bu sorunlar genellikle eldeki datanın yetersizliği ve tabi ki kirliliği ile ilgili. Yani ne kadar sağlıklı datalara sahip olursak o kadar tarafsız sonuçlar elde edebiliriz. Dünyanın bir çok bölgesinde yaşayan azınlıkların geri kalan karşısında yeteri dataya sahip olmaması oldukça doğaldır. Bu nedenle özel datalar girilmesi ve filtreleme sistemleri kullanılması, bu önyargılı sonuçların önüne geçilmesini sağlayabilir.

    Yaptığımız her bir arama ve tıkladığımız her sonuç, geleceğin yapay zekasına bir yönlendirme olarak gidiyor. Irkçı bir arama yaptığınız zaman veya karşınıza çıkan ırkçılık kokan bir içeriği fazlasıyla benimsediğiniz zaman (sitede fazla zaman geçirmek, beğenmek, paylaşmak, kayıt etmek gibi) bunlar büyük veri setlerinde tanımlanıyor ve karşımıza ırkçı sonuçlar olarak çıkabiliyor.

    Bu konuda çok güzel bir örneği yine 2016 yılında yapılan bir Google araması gözler önüne sermiş.

    Google’a “profesyonel saç şekilleri” ve “profesyonel olmayan saç şekilleri” araması yapan bir blog yazarı, oldukça ilginç bir sonuçla karşılaşmış. Profesyonel saç şekillerinin tamamında beyaz kadınlar çıkarken, profesyonel olmayan saç şekillerinde siyah kadınlar çıkmış. Üstelik çoğu gayet normal saç şekline sahip. Tüm bunlar, bizim beslediğimiz algoritmaların tekrar bize yansıması.

    Sanırım yapay zekayı geliştirmeden önce insanlık olarak bir adım daha ileriye gitmemiz gerekiyor. Bilinçli olarak olmasa bile hala bilinç altımızda yatan önyargıların sonuçları, gelecekte çok daha yıkıcı olabilir.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • 2015 yılında Opera ASA iştiraki olan AdColony (Opera Mediaworks) tarafından satın alınan mobil reklam platformu Mobilike, AdColony Türkiye olarak yeni pozisyonunu düzenlediği bir basın toplantısıyla paylaştı.

    Kısaca hatırlatmak gerekirse Norveç Borsası’na kote bir şirket olan AdColony, 1,4 milyar kullanıcı erişimiyle dünyanın  en büyük mobil reklam platformları arasında yer alıyor. 2009 yılında Volkan Biçer ve Şekip Can Gökalp tarafından kurulan Mobilike ise mobil reklam alanında Türkiye’nin adını dünyaya duyurmayı başaran bir girişimdi ve bugüne kadar 200’den fazla ödül kazanmayı başarmıştı.

    Türkiye, 14 ülkenin merkez ofisi oluyor

    Basın toplantısında konuşan Volkan Biçer, satın alma sonrasında gösterdikleri performansla Türkiye’nin 14 ülkenin merkez ofisi olarak seçildiğini dile getirdi ki bu ülkeler arasında Danimarka, Norveç, İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkeleri ve Güney Afrika, Dubai, Katar gibi Afrika ve Arap ülkeleri yer alıyor. Nisan ayından itibaren tüm bu ülkeler AdColony Türkiye ofisinden yönetilecek. Volkan Biçer de bu değişimle birlikte AdColony Gelişmekte Olan Pazarlar Başkanı olan görevine devam edecek.

    “Önümüzdeki 3 yılı yatırım ve istihdam açısından çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Bize bağlı olan bu ülkelerin bütün müşteri yönetimi, operasyonu, yaratıcı projeleri ve yazılım/geliştirme süreçleri tamamen Türkiye tarafından yapılacak. Stratejik kararlar Türkiye’de alınacak.” diyen Volkan Biçer, AdColony teknolojileriyle birlikte Türkiye’de 40 milyonun üzerinde tekil kullanıcıya ulaşan bir platformu yönettiklerini ekledi. Biçer’in paylaştığına göre 2009’da Türkiye’de 400 bin olan mobil internet kullanıcısı sayısı, bugün 40 milyonu geçmiş durumda.

    Andrew French: Türkiye’de istihdam ve yatırımımızı arttıracağız

    Toplantıya katılan AdColony EMEA Genel Müdür Andrew French ise yeni merkez ofislerinin Türkiye olmasıyla ilgili olarak “Türkiye bizim için oldukça değerli bir ülke; hem genç nüfusu hem de mobil cihaz dağılımı ve kullanımıyla mobil reklam anlamında ciddi bir potansiyel taşıyor. Biçer ve ekibinin değerli bilgi ve birikimini gelişmekte olan pazarlarımız için kullanmak AdColony için ciddi önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye bizim için istihdam ve yatırımımızı arttıracağımız ve daha çok sorumluluk vereceğimiz bir ülke olacak.” dedi.

    AdColony adına Biçer veFrench’in paylaştığı rakamları sıralayacak olursam;

    • AdColony’nin Türkiye’de ofisinde 80 kişi çalışıyor. Hedef yıl sonunda bu sayıyı iki katına çıkarmak.
    • Türkiye’de şirketler dijital reklam için yılda yaklaşık 1,6 milyar TL harcıyor. Bu paranın önemli bir kısmı (yarısı) küresel şirketler aracılığıyla yurtdışına gidiyor. AdColony bu pastayı Türkiye içinde tutmak istiyor.
    • Dijital reklam pastasının en büyük bölümünü mobil alıyor. Mobil reklam yatırımları 601 milyon TL’yi buluyor.
    • 2020 yılına kadar Türkiye’deki mobil yatırımlarının 1,6 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.
    • AdColony Türkiye, 2016’da yüzde 36 büyüdü. (Volkan Biçer bu oranın sektör standartlarının üzerinde olduğunu söylüyor.)
    • AdColony Türkiye, 2017 yılında da yüzde 30’un üzerinde büyümeyi hedefliyor.
    • 2016’da mobil oyunlar tüm dünyadaki filmlerin izlenme gelirinden daha fazla gelir kazandırdı. Pokemon Go ve ilk 3 günde 14 milyon dolar kazandıran Super Mario Run bu oyunlar arasında başı çekiyor.
    • Verto Analytics’in araştırmasına göre tüm dünyada 1 ayda 1 milyar saatten fazla mobil oyun oynanıyor ve sadece gençler değil, tüm yaş grupları mobil oyunlara vakit ayırıyor.
    • AdColony Türkiye’de yaş ortalaması 24. İlk uygulama geliştiricilerinin üniversite 3. sınıf öğrencisi bir yetenek olduğunu söyleyen Volkan Biçer, ofislerinin 1000 metrekare ‘yaşam alanı”, 800 metrekare çalışma olanı ile Y kuşağına uygun olduğunu söylüyor. Bu alanlar içinde spor salonundan kuaför hizmetine, oyun alanından müzik stüdyosuna kadar geniş imkânlar sunuluyor. (Bkz: Girişim Ofisleri Mobilike ziyareti)
    • AdColony, uygulama marketlerindeki top 1000 uygulamaya entegre SDK’sı ile Google’dan sonra 2. sırada.
    • AdColony, Singular Reklam Network’leri araştırmasına göre iOS’te Facebook’tan sonra 2., Android’de ise 4. sırada.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Dilerseniz GitHub’da yer alan başarılı ve popüler yerli repo’ları incelediğimiz yazı dizimizin (Yerli GitHub) tamamına göz atabilirsiniz.

    Android uygulamalarında log dosyalarını adeta ‘daha anlamlı ve kolay analiz edilebilir’ bir hale getiren LoggingInterceptor isimli kütüphane bugüne kadar 400 kez indirilmiş. LoggingInterceptor, temel olarak hataların API ya da istemci temelli olup olmadıklarını kolayca anlamak veya sayfalarca log satırı arasında kaybolmamak için geliştirilmiş.

    Android ve Java uygulamaları için dünyaca ünlü HTTP ve HTTP/2 istemcisi olan OkHttp için geliştirilen kütüphane, GitHub’da da açık kaynak olarak yayınlanmış ve 318 ‘star’ alıp 18 defa ‘fork’ edilmiş.

    API tabanlı projeler geliştiren ve geliştirme araçlarının zahmetli hata ayıklamalarıyla vakit kaybetmek istemeyen geliştiricileri hedefleyen kütüphanenin en büyük değer önermesi ise geliştiricilere ‘debugging’ süreçlerinde zaman kazandırmak.

    Kütüphane, ikinci versiyonunda Java uygulamalarını da destekleyecek

    LoggingInterceptor, yukarıda belirttiğimiz gibi Android ve Java uygulamaları için bir Http ve Http/2 istemcisi olan OkHttp için geliştirilmiş olsa da modern network arayüzleri olan Retrofit ve Volley ile entegre olarak çalışabiliyormuş. Kütüphane ayrıca Android API 9 ve üstü versiyonları destekliyor.

    Öğrendiğimize göre 1. versiyonunda yalnızca Android uygulamalarını destekleyen LoggingInterceptor, kısa süre içinde hazır hale gelecek ikinci versiyonunda Java uygulamalarını da destekleyecek. Geliştiricisi İhsan Bal, LoggingInterceptor’dan öncesini ve sonrasını (yazının sonunda da bulabilirsiniz) birer gif ile anlatmayı tercih ediyor.

    No Comments
  • 2015 yılında Connected modeliyle akıllı saat pazarına giriş yapan İsviçreli lüks saat firması Tag Heuer, yeni akıllı saati Tag Heuer Connected Modular 45 modelini tanıttı. Android Wear ekosisteminin en yeni üyesi olan Connected Modular 45, 1600 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulacak.

    Adından da anlaşılabildiği üzere modüler bir tasarım sunan Connected Modular 45, ilk kez modül konseptini akıllı saatlere taşıyor. Kişiselleştirilmeye oldukça açık ve pek çok değiştirilebilir parçaya sahip bir model olacak olan Connected Modular 45, 13.2 mm kalınlığında. Connected Modular 45 modeli için 11 farklı tasarım sunacak olan Tag Heuer, değiştirilebilir parçalar sayesinde 500‘den fazla tasarım kombinasyonu yapılabileceğini de belirtti.

    Metal kadranla gelecek olan Connected Modular 45, safir cam kaplı 1.39 inçlik bir ekrana sahip olacak. Gücünü Intel’in Atom Z34XX işlemcisinden alan Connected Modular 45, 4 GB dahili depolama, Wi-Fi, Bluetooth, NFC ve GPS gibi özellikler de sunacak. NFC sayesinde Android Pay’i de destekleyecek olan Moduler 45, mikrofon desteğine sahip olduğunu da belirtelim.

    Şubat ayında karşımıza çıkan Android Wear 2.0 işletim sistemiyle birlikte gelecek olan Tag Heuer Connected Modular 45, 50 metreye kadar suya karşı da dayanıklı yapıda. 24 saatlik bir batarya ömrü sunması beklenen Connected Modular 45, Amerika, Birleşik Krallık, Avrupa, Hong Kong, Avustralya, Japonya, Singapur ve Malezya pazarları için satışa sunulacak.

    Tag Heuer Connected Modular 45’in ülkemiz için satışa çıkıp çıkmayacağı hakkında herhangi bir bilgi bulunmasa da, bugüne kadar hiçbir Android Wear saatinin Türkiye için satışa sunulmadığını hatırlatalım.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments