Alışverişe Devam

Çılgınlar gibi gez ve harca

RSS rss

RSS rss

  • saç modelleri
    Saçlarım ve ben özelim diyorsanız blogumuzu keyifle takip edebilirsiniz. Saç modelleri,bakımı ve daha birçok konu hakkında trend tavsiyeler... […]
  • seo
    […]
  • fink
    […]
  • saç örgü modelleri
    Saçlarım ve ben özelim diyorsanız blogumuzu keyifle takip edebilirsiniz. Saç modelleri,bakımı ve daha birçok konu hakkında trend tavsiyeler... […]
  • indoor navigasyon
    […]

RSS rss

  • Bir hata oluştu, beslemenin kapalı olduğu anlaşılıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
  • Geçtiğimiz aylarda oldukça ilginç bir güzellik yarışması yapıldı. “İnsan güzelliği” üzerine yapılan yarışmalardan biraz farklılaşmış olan bu yarışmanın temeli yapay zeka ve jüriler 5 adet robot yazılımdı. 100’den fazla ülkeden 6.000 katılımcının fotoğraf göndererek katıldığı yarışma gerçekten ilginç çıkarımlara sahne oldu.

    5 yapay zeka yazılımının her birinin farklı kriterleri bulunuyordu:

    • Yaş gruplarına göre kırışıklık miktarına göre puanlama
    • Sivilce ve lekelerin miktarına göre puanlama
    • Kendi ırklarındaki modellere göre benzerliklerin incelenmesi ve puanlanması
    • Yüzün simetrisine göre puanlama
    • Gerçek yaş ve görünen yaş arasındaki farkın tahmini ve puanlanması

    Birbirinden karmaşık algoritmalar sonucu 44 finalist belirlendi. Finalistler içerisinde 5 adet Asya kökenli kişi vardı ve sadece 1 adet siyah tenli finalist vardı. Bir başka deyişle 44 finalistin 43’ü beyaz tenli ve sadece 1’i koyu tenliydi.

    Oldukça düşündürücü sonuçlar bize insan önyargılarının yapay zekayı nasıl etkilediğini oldukça açık ve net bir şekilde gösteriyor. Microsoft’un ırkçı söylemler nedeniyle kapattığı yapay zeka botu “Tay” bu seçimleri yapsa ancak bu kadar olurdu sanırım.

    İstenmeden yapılan bu ve beneri testler sıklıkla “kötü” sonuçlar getiriyor. Yapay zeka teknolojilerinin henüz bebeklik döneminde olduğunu düşünecek olursak bu alanda yapılabilecek oldukça fazla düzenleme olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Fakat asıl “insanlık” olarak henüz almamız gereken çok yol var gibi görünüyor.

    Beauty.AI’nin başındaki bilim adamlarından Alex Zhavoronkov, “Microsoft tarafından desteklenen Beauty.AI’nin güzellikleri değerlendiren algoritması oluşturulurken çok büyük fotoğraf setlerine dayanıyordu. Bu tür sonuçların çıkmasının bir kaç nedeni olabileceği gibi cazibe standartlarını oluşturmak için kullandığımız verilerin azlığı da buna neden olmuş olabilir” diyor.

    Tabi ki “ırkçı” yapay zeka sadece bu güzellik yarışmasında ortaya çıkan bir durum değil. Buna benzer bir çok örnek daha önceleri de yaşanmış ve problemin önüne geçilebilmesi için erkenden önlemlerin alınması gerekiyor.

    2016 yılı başlarında ProPublica tarafında yapılan bir soruşturma, gelecekteki suçluları öngörebilmek için kullanılan yazılımların siyahlara karşı önyargılı olduğunu ve bunun da onlara karşı çok daha sert yaptırımlara neden olabileceğini ortaya koydu.

    Yapay zekadaki bu sorunlar genellikle eldeki datanın yetersizliği ve tabi ki kirliliği ile ilgili. Yani ne kadar sağlıklı datalara sahip olursak o kadar tarafsız sonuçlar elde edebiliriz. Dünyanın bir çok bölgesinde yaşayan azınlıkların geri kalan karşısında yeteri dataya sahip olmaması oldukça doğaldır. Bu nedenle özel datalar girilmesi ve filtreleme sistemleri kullanılması, bu önyargılı sonuçların önüne geçilmesini sağlayabilir.

    Yaptığımız her bir arama ve tıkladığımız her sonuç, geleceğin yapay zekasına bir yönlendirme olarak gidiyor. Irkçı bir arama yaptığınız zaman veya karşınıza çıkan ırkçılık kokan bir içeriği fazlasıyla benimsediğiniz zaman (sitede fazla zaman geçirmek, beğenmek, paylaşmak, kayıt etmek gibi) bunlar büyük veri setlerinde tanımlanıyor ve karşımıza ırkçı sonuçlar olarak çıkabiliyor.

    Bu konuda çok güzel bir örneği yine 2016 yılında yapılan bir Google araması gözler önüne sermiş.

    Google’a “profesyonel saç şekilleri” ve “profesyonel olmayan saç şekilleri” araması yapan bir blog yazarı, oldukça ilginç bir sonuçla karşılaşmış. Profesyonel saç şekillerinin tamamında beyaz kadınlar çıkarken, profesyonel olmayan saç şekillerinde siyah kadınlar çıkmış. Üstelik çoğu gayet normal saç şekline sahip. Tüm bunlar, bizim beslediğimiz algoritmaların tekrar bize yansıması.

    Sanırım yapay zekayı geliştirmeden önce insanlık olarak bir adım daha ileriye gitmemiz gerekiyor. Bilinçli olarak olmasa bile hala bilinç altımızda yatan önyargıların sonuçları, gelecekte çok daha yıkıcı olabilir.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • 2015 yılında Opera ASA iştiraki olan AdColony (Opera Mediaworks) tarafından satın alınan mobil reklam platformu Mobilike, AdColony Türkiye olarak yeni pozisyonunu düzenlediği bir basın toplantısıyla paylaştı.

    Kısaca hatırlatmak gerekirse Norveç Borsası’na kote bir şirket olan AdColony, 1,4 milyar kullanıcı erişimiyle dünyanın  en büyük mobil reklam platformları arasında yer alıyor. 2009 yılında Volkan Biçer ve Şekip Can Gökalp tarafından kurulan Mobilike ise mobil reklam alanında Türkiye’nin adını dünyaya duyurmayı başaran bir girişimdi ve bugüne kadar 200’den fazla ödül kazanmayı başarmıştı.

    Türkiye, 14 ülkenin merkez ofisi oluyor

    Basın toplantısında konuşan Volkan Biçer, satın alma sonrasında gösterdikleri performansla Türkiye’nin 14 ülkenin merkez ofisi olarak seçildiğini dile getirdi ki bu ülkeler arasında Danimarka, Norveç, İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkeleri ve Güney Afrika, Dubai, Katar gibi Afrika ve Arap ülkeleri yer alıyor. Nisan ayından itibaren tüm bu ülkeler AdColony Türkiye ofisinden yönetilecek. Volkan Biçer de bu değişimle birlikte AdColony Gelişmekte Olan Pazarlar Başkanı olan görevine devam edecek.

    “Önümüzdeki 3 yılı yatırım ve istihdam açısından çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Bize bağlı olan bu ülkelerin bütün müşteri yönetimi, operasyonu, yaratıcı projeleri ve yazılım/geliştirme süreçleri tamamen Türkiye tarafından yapılacak. Stratejik kararlar Türkiye’de alınacak.” diyen Volkan Biçer, AdColony teknolojileriyle birlikte Türkiye’de 40 milyonun üzerinde tekil kullanıcıya ulaşan bir platformu yönettiklerini ekledi. Biçer’in paylaştığına göre 2009’da Türkiye’de 400 bin olan mobil internet kullanıcısı sayısı, bugün 40 milyonu geçmiş durumda.

    Andrew French: Türkiye’de istihdam ve yatırımımızı arttıracağız

    Toplantıya katılan AdColony EMEA Genel Müdür Andrew French ise yeni merkez ofislerinin Türkiye olmasıyla ilgili olarak “Türkiye bizim için oldukça değerli bir ülke; hem genç nüfusu hem de mobil cihaz dağılımı ve kullanımıyla mobil reklam anlamında ciddi bir potansiyel taşıyor. Biçer ve ekibinin değerli bilgi ve birikimini gelişmekte olan pazarlarımız için kullanmak AdColony için ciddi önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye bizim için istihdam ve yatırımımızı arttıracağımız ve daha çok sorumluluk vereceğimiz bir ülke olacak.” dedi.

    AdColony adına Biçer veFrench’in paylaştığı rakamları sıralayacak olursam;

    • AdColony’nin Türkiye’de ofisinde 80 kişi çalışıyor. Hedef yıl sonunda bu sayıyı iki katına çıkarmak.
    • Türkiye’de şirketler dijital reklam için yılda yaklaşık 1,6 milyar TL harcıyor. Bu paranın önemli bir kısmı (yarısı) küresel şirketler aracılığıyla yurtdışına gidiyor. AdColony bu pastayı Türkiye içinde tutmak istiyor.
    • Dijital reklam pastasının en büyük bölümünü mobil alıyor. Mobil reklam yatırımları 601 milyon TL’yi buluyor.
    • 2020 yılına kadar Türkiye’deki mobil yatırımlarının 1,6 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.
    • AdColony Türkiye, 2016’da yüzde 36 büyüdü. (Volkan Biçer bu oranın sektör standartlarının üzerinde olduğunu söylüyor.)
    • AdColony Türkiye, 2017 yılında da yüzde 30’un üzerinde büyümeyi hedefliyor.
    • 2016’da mobil oyunlar tüm dünyadaki filmlerin izlenme gelirinden daha fazla gelir kazandırdı. Pokemon Go ve ilk 3 günde 14 milyon dolar kazandıran Super Mario Run bu oyunlar arasında başı çekiyor.
    • Verto Analytics’in araştırmasına göre tüm dünyada 1 ayda 1 milyar saatten fazla mobil oyun oynanıyor ve sadece gençler değil, tüm yaş grupları mobil oyunlara vakit ayırıyor.
    • AdColony Türkiye’de yaş ortalaması 24. İlk uygulama geliştiricilerinin üniversite 3. sınıf öğrencisi bir yetenek olduğunu söyleyen Volkan Biçer, ofislerinin 1000 metrekare ‘yaşam alanı”, 800 metrekare çalışma olanı ile Y kuşağına uygun olduğunu söylüyor. Bu alanlar içinde spor salonundan kuaför hizmetine, oyun alanından müzik stüdyosuna kadar geniş imkânlar sunuluyor. (Bkz: Girişim Ofisleri Mobilike ziyareti)
    • AdColony, uygulama marketlerindeki top 1000 uygulamaya entegre SDK’sı ile Google’dan sonra 2. sırada.
    • AdColony, Singular Reklam Network’leri araştırmasına göre iOS’te Facebook’tan sonra 2., Android’de ise 4. sırada.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Dilerseniz GitHub’da yer alan başarılı ve popüler yerli repo’ları incelediğimiz yazı dizimizin (Yerli GitHub) tamamına göz atabilirsiniz.

    Android uygulamalarında log dosyalarını adeta ‘daha anlamlı ve kolay analiz edilebilir’ bir hale getiren LoggingInterceptor isimli kütüphane bugüne kadar 400 kez indirilmiş. LoggingInterceptor, temel olarak hataların API ya da istemci temelli olup olmadıklarını kolayca anlamak veya sayfalarca log satırı arasında kaybolmamak için geliştirilmiş.

    Android ve Java uygulamaları için dünyaca ünlü HTTP ve HTTP/2 istemcisi olan OkHttp için geliştirilen kütüphane, GitHub’da da açık kaynak olarak yayınlanmış ve 318 ‘star’ alıp 18 defa ‘fork’ edilmiş.

    API tabanlı projeler geliştiren ve geliştirme araçlarının zahmetli hata ayıklamalarıyla vakit kaybetmek istemeyen geliştiricileri hedefleyen kütüphanenin en büyük değer önermesi ise geliştiricilere ‘debugging’ süreçlerinde zaman kazandırmak.

    Kütüphane, ikinci versiyonunda Java uygulamalarını da destekleyecek

    LoggingInterceptor, yukarıda belirttiğimiz gibi Android ve Java uygulamaları için bir Http ve Http/2 istemcisi olan OkHttp için geliştirilmiş olsa da modern network arayüzleri olan Retrofit ve Volley ile entegre olarak çalışabiliyormuş. Kütüphane ayrıca Android API 9 ve üstü versiyonları destekliyor.

    Öğrendiğimize göre 1. versiyonunda yalnızca Android uygulamalarını destekleyen LoggingInterceptor, kısa süre içinde hazır hale gelecek ikinci versiyonunda Java uygulamalarını da destekleyecek. Geliştiricisi İhsan Bal, LoggingInterceptor’dan öncesini ve sonrasını (yazının sonunda da bulabilirsiniz) birer gif ile anlatmayı tercih ediyor.

    No Comments
  • 2015 yılında Connected modeliyle akıllı saat pazarına giriş yapan İsviçreli lüks saat firması Tag Heuer, yeni akıllı saati Tag Heuer Connected Modular 45 modelini tanıttı. Android Wear ekosisteminin en yeni üyesi olan Connected Modular 45, 1600 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulacak.

    Adından da anlaşılabildiği üzere modüler bir tasarım sunan Connected Modular 45, ilk kez modül konseptini akıllı saatlere taşıyor. Kişiselleştirilmeye oldukça açık ve pek çok değiştirilebilir parçaya sahip bir model olacak olan Connected Modular 45, 13.2 mm kalınlığında. Connected Modular 45 modeli için 11 farklı tasarım sunacak olan Tag Heuer, değiştirilebilir parçalar sayesinde 500‘den fazla tasarım kombinasyonu yapılabileceğini de belirtti.

    Metal kadranla gelecek olan Connected Modular 45, safir cam kaplı 1.39 inçlik bir ekrana sahip olacak. Gücünü Intel’in Atom Z34XX işlemcisinden alan Connected Modular 45, 4 GB dahili depolama, Wi-Fi, Bluetooth, NFC ve GPS gibi özellikler de sunacak. NFC sayesinde Android Pay’i de destekleyecek olan Moduler 45, mikrofon desteğine sahip olduğunu da belirtelim.

    Şubat ayında karşımıza çıkan Android Wear 2.0 işletim sistemiyle birlikte gelecek olan Tag Heuer Connected Modular 45, 50 metreye kadar suya karşı da dayanıklı yapıda. 24 saatlik bir batarya ömrü sunması beklenen Connected Modular 45, Amerika, Birleşik Krallık, Avrupa, Hong Kong, Avustralya, Japonya, Singapur ve Malezya pazarları için satışa sunulacak.

    Tag Heuer Connected Modular 45’in ülkemiz için satışa çıkıp çıkmayacağı hakkında herhangi bir bilgi bulunmasa da, bugüne kadar hiçbir Android Wear saatinin Türkiye için satışa sunulmadığını hatırlatalım.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Kapalı devre yasal müzik yayının Türkiye’de dijitalleştiren ilk şirketlerden biri SMG. 2009 yılında kurulan ancak hızlı büyümesiyle Deloitte’un en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri listelerinde hala görünmeye devam eden SMG, bugün 140 AVM’de, toplam 400’den fazla markaya 8.500’e yakın mağaza ve şubesinde hizmet veriyor.

    Moris Alhale, Serkan Polat ve Gül Gürel Alimgil tarafından kurulan SMG, müzik meslek birliklerinin mekanlarda çalınan müzikler için telif toplama sorununu çözmek üzere kurulmuş. İhtiyaca dijital müzikle cevap veren SMG, yayınları internet üzerinden değil, depola-çal yöntemiyle uzaktan erişim sağlayarak tek merkezden yapıyor.  Uzaktan erişim imkanı bulunmayan şirketler için de, kendi geliştirdiği SMG music-box isimli küçük bir cihaz sunuyor.

    Gül Gürer Alimgil

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Hafta boyunca öne çıkan belli başlı haberleri derlediğimiz Haftanın Özeti program dizimizin tüm bölümlerine Webrazzi TV altında ulaşabilirsiniz.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments

  • Usta-çırak ilişkisi zanaat işlerine has görünse de ‘deneyim paylaşımı’nın her alanda fayda getirdiği söylenebilir. Mentorink.com da bu modeli dijital ortama taşıyor ve hem kurumların hem de bireylerin verimli bir mentor-menti ilişkisi kurmasını sağlıyor.

    İhtiyaçlara yanıt veren bir ürün

    2014 yılında Bekir Topaloğlu, Mahmut Kafkas ve Burcu Annakkaya tarafından kurulan ve 2015 Mayıs ayında yayına başlayan Mentorink, bir çok örnekte gördüğümüz gibi mevcut ihtiyaçları karşılamak için hayata geçirilmiş. Bekir Topaloğlu, “Kendi hayatlarımızda bir çok kez mentor-menti tecrübesi yaşadık ve bu çalışmaların olağanüstü faydasını gördük. Fakat bu konuda kolay erişilebilir ve sistematik bir çözümün olmadığını farkettik ve kendimiz adım atmak istedik” diyor ve Mentorink’in kuruluşunu özetliyor.

    Hem kurumlar hem de bireyler faydalanabiliyor

    Mentorink, SaaS modeliyle şirketlerin kurum içi mentorluk faaliyetlerini yönetmesini sağlarken, bireysel başvuruları da kabul ediyor. Siteye kayıt olup profilini dolduran kullanıcılar, hangi alanda mentor/menti aradığını belirtiyor ve Mentorink’in akıllı eşleştirme sisteminden çıkacak sonucu beklemeye başlıyor.

    Bekir Topaloğlu’ndan aldığım bilgilere göre şu anda Mentorink Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde ve STK’larında kullanılmaya başlanmış. Düşük maliyetli ve ölçülebilir bir çözüm sunduklarını söyleyen Topaloğlu mentorluk çalışmalarını “Başkalarının deneyimlerinden daha hızlı ve az masraflı öğrenme imkanı” olarak tanımlıyor ve 3 basamakta (Akıllı Eşleşme, Akıllı Etkileşim, Akıllı Ölçümleme) yeni nesil bir çözüm sunduklarının altını çiziyor.

    Topaloğlu, mentorluk/mentilik yapmış kişilerin iş hayatlarında 5 kat daha sık terfi aldığını, mentorluk/mentilik yapmış kişiler yüzde 20 daha fazla kazanç elde ettiğini ve Fortune500 şirketlerinin yüzde 70’inden fazlasının mentorluk programları uygulandığını da ayrıca paylaşıyor.

    Kısacası günümüzde bilgiye erişimin kolay, bilgi kaynaklarının da oldukça zengin olduğu malum fakat deneyim edinmek halen çetrefilli bir iş. Mentorink de bu noktada anlamlı bir altyapı sunuyor. Umarım Türkiye’de SaaS kullanımının farklı bir alanda yaygınlaştığını daha görebiliriz. Hatta ben de bir profil oluşturarak Mentorink’in faydalarını görmek istediğimi söyleyebilirim.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • iPhone’nun 10. yılı olması nedeniyle 7S ve 7S Plus modelleri haricinde iPhone 8/X adında özel bir model çıkartacak olan Apple, bu modelde kavisli ekran tercih edebilir. Bugün The Wall Street Journal’ın (WSJ) isimsiz bir kaynağa dayandırdığı habere göre 10’uncu yıla özel olarak üretilecek iPhone modelinde kavisli OLED ekran kullanılma ihtimali var.

    Uzun zamandır 2017 yılında çıkacak olan iPhone modellerinin OLED ekran kullanacağı hatta Apple’ın Samsung’a yüklü bir OLED ekran siparişi verdiği konuşuluyordu. İsimsiz kaynağın paylaştığı bilgiler arasında iPhone 8/X modelinde kullanılacak olan OLED ekranları Samsung tarafından üretileceği ve 7S/7S Plus modellerinde LCD ekran kullanımına devam edilebileceği de yer alıyor.

     

    Kısacası OLED ekranlar sadece 1000 doların üzerinde fiyat etiketine sahip olması beklenen iPhone 8/X modelinde kullanılacak. İsimsiz kaynak tarafından paylaşılan başka bir bilgi ise Apple’ın iPhone 8 modelinde ev butonundan vazgeçebileceği yönünde.

    Yeni bir güvenlik opsiyonu olarak 3D yüz tanıma teknolojisini kullanması beklenen Apple, geçtiğimiz hafta İsrail merkezli yüz tanıma hizmeti sunan RealFace şirketini satın almıştı. Son olarak yeni gelecek iPhone modellerinin kablosuz şarj teknolojisini destekleyebileceği de konuşulanlar arasında. Tabii ki henüz ne Samsung, ne de Apple tarafından konuyla ilgili herhangi resmi bir açıklama yapılmadığını da ekleyelim.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • Bir süre önce ödeme servisleri alanına hızlı bir giriş yapan Turkcell, bu alanda yaptığı iş birlikleri ve yeni çözümlerle pazardaki en önemli oyunculardan biri haline geliyor. Ancak görünen o ki şirketin hedefi bu pazardan pay almak kadar pazarın büyümesine de katkıda bulunmak. Bu yönde önemli bir adım atan Turkcell, ön ödemeli kartı Paycell Card‘ı, Mobil Dünya Kongresi’nde tanıttı.

    Turkcell’in ödeme altyapısı Paycell’e bağlı yeni ürünü Paycell Card, ön ödemeli, yani fiziksel, plastik bir kart.Entegre bir mobil uygulamayla gelen kart, yurt içi, yurt dışı ve internet üzerinden yapılan alışverişlerde kullanılabilecek. Turkcell’in yaygı bayi ağı sayesinde müşterilerin rahatlıkla erişebileceği Paycell Card, Turkcell İletişim Merkezleri’nden (TİM) veya anlaşmalı mağazalardan başvuru sürecini beklemeden anında isimsiz olarak satın alabilecek. Turkcell, isme özel kart isteyen müşterileri için Paycell uygulaması ve/ya web üzerinden ya da Platinum ve gnc gibi diğer Turkcell uygulamalarından başvuru alacak. Kişiselleştirilmiş bu kartlar müşterinin belirttiği adrese iletilecek.

    Turkcell’in Ininal ve diğer ön ödemeli kartlara rakip olan ürünü Paycell Card’a nakit yüklemek için, müşteriler doğrudan TİM’leri anlaşmalı mağazaları, Paycell uygulaması üzerinden kredi kartı ya da banka kartı, havale/EFT ya da anlaşmalı banka ATM’si kullanabilecek.

    Turkcell’in ödeme şirketi Turkcell Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş’ye ait bu ürünün Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan (BDDK) alınacak onayla kullanıma sunulması planlanıyor. Turkcell’in hedefi ilk üç yılda 10 milyon Paycell Cardlıya ulaşmak.

    Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu yaptığı açıklamada, “Türkiye’de bankacılık dahil finansal hizmetleri nüfusun yüzde 50’lik bir kısmı kullanıyor. Bu oranı gelişmiş ülkelerdeki olduğu gibi yüzde 90’lara taşıma konusunda katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Böylece mobil iletişim alanında Türkiye’nin tümüne yayılan üstün kapsama gücündeki başarımızı finansal hizmetler alanına da taşımayı hedefliyoruz. Bu anlamda bankaların rakibi değil finansal hizmetler sistemini tamamlayıcı ve kurumlara çözüm ortağı olan bir platform oluşturmak için yola çıktık. Yakında bu noktada çok konuşulacak işbirliklerimizi de göreceksiniz” diyerek yeni ortaklıkların da haberini veriyor.

    Turkcell’in ödeme sistemleri alanındaki diğer çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Terzioğlu, Turkcell Mobil Ödeme 4 milyondan fazla müşteriye ulaştıklarını paylaşıyor. Halihazırda Google Play, Shell ve Zubizu gibi markalarla birlikte çalışan Turkcell, yakın gelecekte Paycell markasını bölge ülkelere açmayı da planlıyor.

    Elektrik enerjisi servisleri şirketi geliyor

    Turkcell’in fintech açılımını ise enerji açılımı takip ediyor. Terzioğlu’nun açıklamasına göre Turkcell 2 milyon TL sermayeyle bir elektrik şirketi kuruyor. “Amacımız enerji yönetimi ile alakalı teknolojileri de hizmet olarak götürebilmek. Kesintisiz güç kaynaklarını, jeneratörleri finansman şirketimiz aracılığıyla evinize sağlayacağız” diyen Terzioğlu, evin içinde enerjiyi daha verimli kullanacak ampulleri, ısıtma sistemlerini, termostat sistemlerini de hizmet olarak sunacaklarını belirtiyor. Turkcell, piyasada bugüne kadar sunulmamış hizmetleri vereceklerini söylüyor. Müşteriler elektrik faturalarını da yine Turkcell altyapısı üzerinden ödeyecek.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments
  • New Jersey, ABD’deki bir mahkeme şüpheli görülen sosyal medya yazışmaları veya gizli postların, potansiyel bir suçun işlenmesini önleme amacıyla, mahkeme kararı olmadan polis tarafından izlenebileceğine hükmetti. Ancak sosyal medya platformlarının kullanım sözleşmelerinde bu tip hesap bilgilerinin mahkeme kararı olmadan yetkili mercilerle paylaşılmayacağı yazıyor ki bu da uygulamada New Jersey mahkemesinin kararını tartışmalı yapıyor. Benzeri bir konu İngiltere’de de gündemde. Yeni hazırlanan bir yasa taslağına göre, çocuklar için riskli görülen bazı sosyal medya hesapları polis tarafından işaretlenip mahkeme izni gerekmeden izlenebilecek ve verileri kaydedilebilecek. Kişisel bilgilerin korunmasına yönelik yasalara ‘istisna’ getiren bu tip önlemlerin tartışılması uzun süreceğe benziyor. Av. Şebnem Ahi ile Av. Sertel Şıracı tarafından hazırlanan HukukiWeb program dizimizin tüm bölümlerine WebrazziTV altında ulaşabilirsiniz.

    Kaynak : webrazzi.com

    No Comments